8 Ocak 2010 Cuma

Büyük projemizi hayata geçiriyoruz

Dostlar selamlar,

bugün öğlen yemeğinde de konuştuğumuz gibi birkaç sene öncesinde yine bir akşam yemeğinde konuşurken planını yaptığımız fakat sonrasında hiçbir aksiyon almadığımız büyük projenin ilk adımını atmış bulunmaktayız :) Katılımınız için teşekkür ederim, çok eğleneceğimize eminim, iş stresinden bir nebze bile uzaklaşsak kafidir.
Aslında hatırlarsanız bu deneyimi daha önce mail üzerinden reply to all şeklinde tecrübe ettik ve harika olmuştu.Bu yazışmayı 1 sene sonra bulup okuduğumda gülmekten karnma ağrılar girmişti.

Şimdi bu blog üzerinden daha kolay takip edebiliriz diye düşünüyorum.
En kısa zamanda aşağıda yazacağım noktaları netleştirip başlayalım derim.Yada boşverin aşağıdaki noktaları, biri olaya bodozlama girip başlatsın şu hikayeyi bizde devam edelim :)

Tek önemli nokta:
-Yazım sırası - Benim önerim Alfabetik sıralama,

Aşağıdaki noktaları da belileyebiliriz yada serbest olsun deyip boşverebiliriz.
-Hikaye türünü baştan belirleyelim mi?Yoksa akışına mı bırakalım?
-Belli bir uzunluk şartı olsun mu?Yoksa isteyen 2 satır , isteyen 2 sayfa yazsın mı?

Heyecanla başlamayı bekliyorum.

Let's write story.

19 yorum:

  1. Bemce herkes kafasına göre takılsın. İsteyen 2 kelime yazsın ,isteyen 2 sayfa.Bir de zaman sınırlaması koyalım.Öle birinin orum yapması için yıllarca beklemeyelim derim .48 saat içinde orum yapmayan hakkını kaybetsin falan ,bir sonrakine geçsin sıra :)

    YanıtlaSil
  2. Ben başlarım arkadaşım , end the story begins...

    Bir ağustos akşamıydı.Hava öylesine sıcaktı ki yaprak bile kımıldamıyordu...Tüm günü sahilde miskinlik yaparak geçirmiş olan Can,akşamı da Asos'daki müstakil ve gözlerden uzak villasının verandasında meteor yağmuru seyretmeye ayırmıştı...Bu iki haftalık tatil yoğun geçen iş hayatına ilaç gibi gelecekti.
    Derken meteor yağmurları başladı.Muhteşem bir görüntüydü bu.Gökyüzünde yıldız savaşlarını seyreder gibidi adeta :) Oldukça keyiflendiğini hissediordu ..Derken , o da ne ? Uykusu mu gelmişti yoksa birayı fazla mı kaçırmıştı? Rengarek bir ışık hüzmesi ona doğru yaklaşıordu .Gittikçe daha da yaklaşan bu ne idüğü belirsiz obje hafif bir esinti arattı .Ufo gören masum bir köylü değildi o. Okumuş etmiş adamdı ... Işığı takip etmek için ola koyuldu ...

    YanıtlaSil
  3. Normalde gecenin bu saatinde evinin dışına çıkmayacak kadar temkinli bir insan olan Can, nişanlısından ayrılmış olmanın verdiği üzüntüyle kafa dinlemek ve herşeyden uzak kalmak için geldiği babasına ait bu güzel evde daha ilk günden alkol sınırlarını aşmıştı.Alkolün verdiği cesaret olsa gerek ışığı takip etmeye saatin kaç olduğuna aldırmadan, sahilin yukarısında bulunan dik yamaca kadar takip etti..

    YanıtlaSil
  4. Şaşkındı aslında... Ama yüreğinde o sıkışıp kalan acı,gözlerinden süzülmek için yarışmaya hazır gözyaşları ve artık geride kalmış binlerce hatıra boğazında düğümleniyor, mantıklı düşünmesini engelleyecek kadar ağır geliyordu ona. Zaten içinde bulunduğu durum içinde artık her hangi bir şeyin önemi yoktu...Var mıydı? Nedendi? Nasıl devam edecekti? Değecek miydi? sorularını sorup, cevaplarını bilemeden yüzünde boş ve anlamsız bir ifadeyle yolda ilerliyodu.
    -Ooff!!
    Yürümek iyi gelmişti aslında..Daha sık yapabilir miydi?
    Peki ya, kimin kararıydı bu ayrılık?

    - "Hay aksi ya!"
    Ayağına takılan ve sendeleyip düşmesine sebep olan geniş gövdeli bir ağacın toprağın dışına taşmış kökleriydi...
    Aklına o an bu karanlıkta neden ve nereye doğru yola koyulduğu geldi ve içini bir korku kapladı.
    -"Can, oğlum sen tam bir hıyarsın!" dedi kendi kendine.
    Zaten hafiften dönmekte olan başını yerden bir türlü kaldıramıyordu.
    Saçlarında ve ensesinde, verandadaki o hafif esintiyi hissetti ve ürperdi.
    Artık gözlerini açmanın vakti gelmiş miydi ne:)

    YanıtlaSil
  5. Kafasını yerden kaldırdığında, gözlerini açmaya çalışıyor; ama açamıyordu..
    Bir anda her taraf gün gibi aydınlamıştı.
    Ama... Ama bu... bu günışığından çok daha keskindi.
    Bu ışık hüzmesi belki de dünya üzerinde tanımlandırılamayacak kadar güçlüydü ve belki de dünyada böyle bir güç yoktu..
    Gözlerinin kapalı olmasına rağmen bir avuç kum atılmışcasına yandığını hissediyordu,
    Kuvvetli ışık hüzmesi, göz kapaklarını esir almıştı ve gözlerini açtığında kör olacağını biliyordu.
    Bu da neyin nesiydi böyle!?
    Başının müthiş dönüyor ve kendini toparlayamıyordu.
    Bu kadar içeçek ne vardı! diye yakındı kendi kendine. Bu kadar içmese belki de bu durum içinde çıkılmayacak ya da anlamlandırılamayacak kadar karmaşık gelmeyebilirdi ona.
    Ancak anlayamıyordu!
    Tanrım! Bu kahrolası ışığı kendinden başka kimse görmüyor muydu!?
    Kafasındaki düşünceler, KAAAÇÇÇÇÇÇ!!! diye bağırıyor; ancak bacaklarına hükmeden ve adeta onu toprağa bağlamış olan korku, onun oracıkta çakılıp kalmasına sebep oluyordu.
    Gözleri kapalı olmasına rağmen, gözlerini kör olacakmış gibi hissettiriyordu.
    Ve o anda arkasını dönüp kaçmaya karar verdi, her ne kadar toprağa çakılmış gibi hissetse de kaçmalıydı, ne kadar uzağa gidebilirse o kadar kurtulabilirdi belki de..

    YanıtlaSil
  6. ve sonunda zor da olsa ayağa kalktı kaçmaya başladı. Alkolün de vermiş olduğu etki ile düşe kalka, yara bere içerisinde villasına geri döndü. Yaralanmıştı üstelik canı da çok yanıyordu.

    Anlam veremediği ışık kütlesinden evine kaçarak da kurtulamadı çok korkuyordu fakat ona yardım edecek kimsecikler yoktu bağırdı; imdat!, birisi bana yardım etsin canım çok yanıyor ! ama sesini duyan olmadı belki de onun sesini kimsenin duymasını istemeyen bir güçtü karşısındaki.

    Peki neydi bu ? peşine takılıp onu bir türlü rahat bırakmayan bir lanet mi ? yoksa hayatta daha önceden yaptıklarının bir cezası mıydı ? neyin hesabını veriyordu ? mistik olaylara bu zamana kadar inancı olmayan ve bu konulara inancı olan herkes ile dalga geçip aşağılayan Can karşılaştığı bu olay karşısında hem şaşkınlığını gizlemeyedi hemde içini bir ölüm korkusu sardı çünkü karşısındaki gücün ne olduğu konusunda en ufak bir fikri yoktu.

    Bu korku ile birlikte hayatının son zamanlarını yaşamaya başladığı hissine kapıldı ve yaşadığı zaman içerisinde yaptığı hatalar, haksızlıklar ve yanlışların vicdan azabı kapladı içini düşünmeye başladı...

    YanıtlaSil
  7. Korkunun ecelesi faydası yoktu..
    Hatalarıyla, yanlıslarıyla ve gecmisiyle yüzlesmenin, icindeki vicdan azabından daha zor olmayacagını düsündü.. Belki gemişteki hataları telafi edemeyecekti ama çıkardıgı derslerle baslayacagı yeni hayatı istedigi gibi yönlendirebilecekti..

    Ama ne için, kime karşı verilecekti bu hesap? Neydi karşısındaki bu tanımlandıramadıgı kuvvet?
    Tek amacı tatildi buraya gelirken.. Herseyden uzaklasmak isterken, bütün problemlerin ortasında kendisini bulması kimin secimiydi ?

    Sorular.. Sorular.. Sorular..
    Beynini yiyip bitiren sorularla başbaşaydı..

    YanıtlaSil
  8. Bedeninde hissetiği güçlü sarsıntı ile ağırlaşmış göz kapaklarını araladığında, karşısında daha önce hiç görmediği bir adam, Can’ı omuzlarından tutmuş bir halde içinde kaybolduğu derin uykudan uyandırmaya çalışıyordu.

    Can’a verilen ilaç o kadar güçlüydi ki, karanlık bir kuyuda günlerce uyumuş gibi hissediyordu
    kendini. Oysaki yalnızca 1 saattir uyku halindeydi.

    Tonlarca ağırlıkta hissettiği başını son bir güç ile kaldırmayı başardığında, neye uğradığını şaşırdı. Aman Allahım! Elleri ve ayakları bağlıydı. Tabut şeklinde bir mekanizma içerisindeydi. Yattığı yerin hemen yanında sürekli sinyal veren makineler birbiri ardına yanıp sönüyordu.

    Can, şaşkınlıktan göz bebekleri büyümüş bir halde nerede olduğunu kavramaya çalışırken,
    onu uyandırmayı başaran adam bu kez de ellerini ve ayaklarını çözmeye çalışıyordu.

    Nerdeyim ben? Burası neresi? Bana ne oldu? Sen kimsin?

    Sorularını soluk almadan bir seferde ardı ardına sıralarken aldığı cevap, Can’ı tarifi imkansız bir şekilde geridönüşün olmadığı yolun sonuna getirmişti... Bu olamaz! İmkansız ! Yalan söylüyorsun!


    Bir an nefes alamadığını hisseti, kalbi ağzında atıyordu sanki...


    Bir insanı uyutup, yaklaşık 1 yıl önce yaşamış olduğu zamanı görüntülemek ve bunu kayıt altına almak mı ? Böyle bir şey nasıl olabilirdi!!!

    Şu anda 2011 yılındaydılar... Herşeyin başlangıcı sayılan o esrarengiz gecenin üstünden tam 365 gün geçmişti...

    YanıtlaSil
  9. 365 gün.. Nasıl olur? Ben..Ben sadece..diyerek yığılıp kalmıştı! Gelgitleri bitmek bilmiyor, her geçen saniye soru işaretlerine bir yenisi ekleniyor ancak cevap bulamıyordu.. Bunu hak edecek ne yapmıştı? Oysaki o henüz tövbe etmişti yapılan hatalara.. Başaramamış mıydı? Yaptıkları geri dönüşü olamayacak kadar büyük hatalar mıydı? Ve bu da Tanrı'nın bir cezalandırma yöntemi miydi? Bitmiyor yanıtsız sorular..Geçmişle bugün arasında kalmış, sonsuz çaresizliğin içine saplanmış yorgun bir bedendi o artık..

    Verilen ilaçlar onu günden güne solduruyor, düşünme ve hissetme yetisini yavaş yavaş kaybediyordu.. İyi yada kötü de olsa hayatın bir anlamı vardı önceden ama şimdi bir anlam katamıyordu.. Her gün geçmişte yaşadığı farklı olayların üstünden geçiyor.. ve birileri de onunla birlikte yaşananları izleyip, kaydediyordu.. Aradıkları hikaye tam olarak hangisiydi? Ne zaman 'bitir' komutu vereceklerdi?
    Allah'ım bana kuvvet ver... haykırışları ile derin bir uykuya daldı..

    3 gün geçmişti..Pencereden sızan gün ışığı Can'ın yüzüne çarpıyordu..İçinde patlamaya hazır bir enerji kütlesi var gibi hissediyor ama harekete geçmesi için komut veremiyordu..Gözlerini yavaş yavaş açmaya çalıştı..Bulanık dünyası ağır adımlarla netleşiyordu..Önce bir kaç cisim belirdi, ardından içerisinde bulunduğu çıkmaz..

    YanıtlaSil
  10. Beyninde yankılanan ayağa kalkmalısın ve buradan kurtulmalısın seslerine daha fazla kayıtsız kalamadı ve oturduğu yerde yavaşça doğrularak ayağa kalktı. Kapıya doğru yöneldi. Kapıya doğru ilerlerken dışarıda onu bekleyen görev arkadaşlarının olabileceğini düşünüyordu ki sağ tarafında bulunan pencereden içinde bulunduğu odanın binanın 1. katı oluğunu farketti. Ona verilen ilaçlar çok ağır ilaçlar olmasına rağmen güçlü bünyesi ve yıllar önce kaybettiği eşinden ona kalan tek hatıra olan çocuğunun ona olan ihtiyacı bugün Can'ın silkinmesini sağlamıştı.
    Ani bir hareketle kapıya doğru gitmekten vazgeçip pencereye doğru yöneldi. Ağır adımlarla pencereye doğru ilerlerken onu bu hastaneye sürükleyen olaylar zincirini hatırlıyordu.
    Dağ evine gitmeden önce Tim komutanıyla yaptığı görüşmede çocuğunun ona ihtiyacı olduğunu anlatmış ve ona verilen son görevi yerine getirmeden görevinden ayrılmak istediğini belirtmişti. Görevden ayrılmak istemesinin sebebi tövbe etmesiydi. Neden peki onu bu hastanede tutuyorlar ve bu ilaçları veriyorlardı? Çocuğu şimdi neredeydi? Bir yandan bu sorular beyninde yankılanırken bir yandan da pencereden dışarıya bakıyordu.
    Pencereden odanın hastanenin arka tarafına baktığını anladı ve içindeki sevinci belli edecek şekilde gülümsedi. Pencereyi açtı ve...

    YanıtlaSil
  11. yeterince yüksek olmadığını gördüğü pencereden kendisini dışarı attı ve olanca hızıyla koşmaya başladı .. Tepeden aşağı bir süre yuvarlandı. Vucudunda tarif edemediği bir ağırlık hissediyordu …Hareketleri adeta rüyadaymışcasına ağırlamış ve güçleşmişti.
    Bir yandan başına gelenleri hatırlamaya çalışıyordu ama aynı zamanda bunları düşünemeyecek kadar bitkindi..Nerdeydi? Daha önce buraya geldiğini hiç hatırlamıyordu .. Arkasını dönüp biraz önce kaçtığı binaya bir göz attı . Issız bir tepenin üzerinde devasal bir bina. Bir araştırma labaratuarı mıydı yoksa burası?Nerdeydi !!! Bütün olanlar kafasını inanılmaz karıştırmıştı ...En son hatırladığı şeyin ne olduğunu bulmaya çalıştı. Meteor yağmurları geldi aklına,verandada ki o akşam.. Ardından bir ışık görmüş ve takip etmişti.. Şimdi nerde olduğunu bile bilmiyordu . Üzerinde garip bir elbise vardı ..Onun elbiseleri değildi..Koşarken gözüne bileği takıldı , hiyeroglife benzeyen garip şekillerden bir dövme kazınmıştı bileğine .. Diğer bileğinde ise asal rakamlardan oluşan sayılar vardı ! Bu da nesiydi böyle !!! Olanca hızıyla koşmaya devam ederken bir şeye çarptı ve vucudu geri tepti. Kalkıp ayağa ileri adım atmaya çalıştı ancak ilerleyemiyordu.Adeta şeffaf bir kapıya çarpar gibiydi.Tam o anda çok şiddetli bir ses duydu , binanın kapısı açıldı ve ona doğru hareket halinde olan “”bir şeyler”” gözlerinin faltaşı gibi açılmasına sebep oldu !!!!

    YanıtlaSil
  12. evet, karsisinda ona dogru yuruyerek gelen kisi MIT baskani
    olup ayni zamanda bundan 4 sene once asostaki ilk tatillerinde
    profestonel yuzucu olmasina ragmen bogularak hayata veda eden
    cok sevdigi esinin babasiydi ve biricik oglu sahin'in elinden
    tutmus ona dogru yurumekteydi.uzun suredir gormedigi oglunu
    gormenin verdigi mutluluguna bir yanda icinde bulundugu durum
    nedeniyle maruz kalabilecegi seylerin dusunsesi eklenince
    Zaten bitkin olan bedeni ancak dizlerinin uzerinde durarak
    Onlarin kendine dogru yurumelerini izlemesine yetebildi.isin bu
    Noktaya gelecegini bilseydi acaba eski esinin babasi,MIT
    Baskani, Ekrem beyin ofisinde bir basina Ekrem beyi beklerken,
    masasinin uzerinde duran Rusyanin Uzay Arastirmasi adli raporu
    okurmuydu acaba...

    YanıtlaSil
  13. Ekrem Bey, uzun yıllar MIT başkanı olarak gorev almıs ve büyük başarılara imzasını atmıştı.
    Uzun yıllar geçmesine rağmen, MIT'in tüm sırlarını bildiği için bağlarını koparamamıştır.

    YanıtlaSil
  14. Çok şey biliyordu Ekrem Bey.Bildiği şeylerin aslında Rus Uzay Araştırma Enstitüsünden NASA’ya kadar uzanan zincirin büyük bir halkasını oluşturduğunun farkındaydı.Ama bilmediği bir şey vardı... O da damadı Can’ın , farkında olmadan bu bilgilere ulaştığı ve aslında öğrendiklerinin dünyada açıklanmayı bekleyen bir sırrın parçası olduğunundan bi haber olduğuydu.

    Can, gördüğü rapor ile ilgili Ekrem Bey’e tek kelime etmemişti.Okuduğu şeyleri beyninde bir yerlere oturtmakta zorluk çekiyordu.MİT ile NASA arasında nasıl bir bağ olabilirdi? Ruslar neden köprü görevi görüyorladı? Beklenen büyük tehlike neydi? Ve bu isimler... Eşinin, oğlunun ve annesinin de arasında bulunduğu yaklaşık 250 kişilik bir liste... Bu isimler ne anlama geliyordu?

    Aman Allahım ! Şükran Kutlu... Bu isim, babasının en yakın arkadaşının geçen yıl trafik kazasında hayatını kaybeden eşinin adıydı. Eşinin boğulduğu tarihden tam 1 hafta önceydi.Yoksa bu liste bir ölüm listesimiydi?...

    YanıtlaSil
  15. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  16. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  17. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  18. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  19. İşin enteresan olan tarafı , trafik kazasında araba tamamen yanıp kül olmuştu .. Dolayısıyla Şükran Kutlu'nun bedeninin kendisine ait olduğu hiçbir zaman kanıtlanmamıştı . Eski eşinin ise en son tekne ile açıldığı biliniyordu .Teknenin kalıntıları bulunmuş olmasına rağmen ,eşinin ölü bedeni bulunamamıştı ..Ancak aylar süren arama çalışmaları sonunda ölü kabul edilerek dosya rafa kaldırılmıştı.

    Bu listedeki iki isim de ortak bir gizeme sahipti.. Yoksa aslında öldüğü zannedilen bu isimlerde kendi gibi kaçırılan ancak ölmüş süsü verilen isimler miydi? Ve hangi amaçla kaçırılmış olabilirlerdi? Bir planın parçası olabilirdi başlarına gelen tamamen .. ama bu plan neydi... Nişanlısından eşinin ölümünü halen kabul edemeyişi yüzünden ayrılan Can'ın içi tüm bu karmaşaya rağmen eşinin hayatta olma ihtimaline karşın umutla doldu ...

    YanıtlaSil

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.